HERMAN MELWILLE – KÂTİP BARTLEBY
Yazarla ilk tanışma kitabım. Anlatıcımız: Ben görmüş geçirmiş bir adamım diye söze giriyor. Kendisi kâtip. Son otuz yıldır insanlığa dair benzersiz ve henüz yazılmamış bir insan türüyle sıklıkla bir araya gelmemiş. Bu yüzden bize kâtiplik yaşamı boyunca çok ender birisi olan kâtip Bartleby'nin hikâyesini anlatacağını söylüyor. Bundan önce Yargıç Muavinliği görevine atanmış. Bu görev zaten kısa süreli olmuş. Bu kademe daha sonrasında hükümet tarafından kaldırılmış. Kendi yazıhanesini açmış. Bu garip adam Bartleb'nin hikâyesini tam olarak anlatmak için çalışma ofisinden bahsediyor. Birincisi Turkey, ikincisi Nippers, üçüncüsü de Ginger Nut. Bunların hepsi de takma isimleriydi. (Hindi, Kıskaç, Zencefilli kek). Sonra kâtiplerinin özelliklerinden bahsediyor. Ginger Nut küçük bir çocuktur. Ofisteki herkese zencefilli kek dağıtıyor ve ufak işleri yapıyordu. Turkey ve Nippers'ın birbirinin yansıması olan gün boyu davranışları anlatıcı olan kâtibimizi huzursuz etmeye başlamıştı. Bunun üzerine yeni birisini aramayı tercih eder. İşte bu kâtip Bartleby. Ona bir köşe verir. Hem onun mahremiyeti olan hem de istediği zaman ulaşabileceği bir yerde kendi odasında yer ayarlar. Bartleby gün içinde sessiz, belli zamanlarda hayallere dalan birisidir. Anlatıcı kâtip ona ne iş verirse versin sürekli şu cümleyi tekrarlar: "Yapmamayı tercih ederim." Bu başta önemsenmese de ileride çok can sıkmaya başlar. Ofiste çalışan diğerleri de Bartleby'nin işini yapmıyor olmasıyla çılgın eder herkesi zamanla. Anlatıcı ise buna çözüm ararken bilinç akışıyla kendisini sorgular. Dinden, mitolojiden, tarihten kesitlerle kendisini yoklar. En sonunda kendi ofisinin yerini değiştir. Başka ofise geçince kısa süreli rahatlar. Ama eski ofisi devralan avukat sürekli olarak anlatıcıya gelir ve Bartleby'den şikâyet eder. Sonunda polise verileceği tehdidi alan anlatıcı kâtip, Bartleby ile konuşmaya eski ofise gider. Ne yapar eder onu o ofisten çıkartamaz. Sonrasında polis eşliğinde hapishaneye atılır Bartleby. Oraya ara sıra ziyarete gider anlatıcımız. Daha sonra bir bakım evine aldırmaya çalışsa da olmaz. Oradaki yemekçiye biraz para ödeyerek Bartleby'nin en iyi yemeği yemesi için yemekçiye ricada bulunur. Ama aradan zaman geçmesine rağmen Bartleby yemek yememeyi de tercih ederek kendisini yavaş yavaş öldürür. Sebebi ise Bartleby daha önce ölü mektuplarını okuduğu bir görevinden yine ansızın işten uzaklaştırılmış. Bundan mıdır bilinmez hiçbir şeyi tercih etmemesi ama sonunda hapishane avlusunun duvarının dibinde ölü bulunur kısa süre sonra. Bu bana Oğuz Atay'ın Beyaz Mantolu adamını anımsattı. Neredeyse karakterlerin birbirine benzerliği çok fazlaydı.
Yasin Aşık

Yorumlar
Yorum Gönder