Modern Türk Şiirinde Avrupa - Turan Güler
Turan Güler - Modern Türk Şiirinde Avrupa
Batılılaşma
ile Olan imtihanımız ya da Avrupa imgesinin Modern Şiirimizdeki Yeri
Turan Güler'in “Modern
Türk Şiirinde Avrupa” adli çalışması, Tanzimat la başlayan yeni Türk şiirinin
günümüze kadar olan gelişiminde Batılılaşma çabalarının şiir de içerik, şekil
ve üslup olarak nasıl bir değişime ve dönüşüme sebebiyet verdiğini anlatan
önemli bir eserdir. Esasen yazarın, Batı'da meydana gelen değişimlerin büyük
olaylar sonucunda doğduğunu, Osmanlı'da ise büyük değişimlerin Şahsiyetler
eliyle oluştuğu tespiti bize eserin, edebiyat ve modernleşme sorunsalı bağlamında
genel bir yol haritası izlediğini gösterir mahiyetindedir.
Yazarın ön sözde de
belirttiği gibi giriş kısmında, Batılılaşmanın edebiyatımızdaki izlediği süreç
ana hatlarıyla anlatıldıktan sonra konu hakkında yapılan çalışmalar
(Seyahatnameler, Sefaretnameler, çeviri faaliyetleri gibi) kısa bir
değerlendirmeye tabi tutmuştur. Güler'in konu hakkında yapılan çalışmalardan
kısaca söz etmesinin sebebi, kendisinin de belirttiği gibi Batılılaşma
çabalarını farklı yönlerden ele almalarıdır. Bahsi geçen bu kitapta,
kendisinden önce yapılan çalışmaların bir devamı olduğunu, Avrupa şehirleri ve
şahsiyetlerinin modern Türk şiirinde nasıl bir yer kapladığını ortaya koymayı
amaçladığını ifade etmektedir. Şiirimizin değişim süreci hakkında
değerlendirmeler yaptığı giriş bölümünde önemli tespitlerden biri, şiirde
görülen değişimin temelde devletin ve toplumun bütün unsurlarında meydana gelen
değişimin çekirdeğini oluşturduğu gerçeğidir. Yine yazarın şairin ve şiirin
yeni patronunun Batı olduğu düşüncesi bir başka ilginç tespittir.
Şiirin ve dolayısıyla şairin yeni hamisin
artık Osmanlı olmaması, bunun yerini Avrupa'ya ait değerlerin almasının bir
nedeni de devleti yöneten kesimlerin hami – eleştirmen - yönetici olarak
değerlendirmeleri imkânsız da görünüyor olabilir mi? Şairlerin şiir de
Avrupa'ya ait imgeleri kullanmaları yeni bir hami arayışında oldukları için mi
yoksa şiirinde tıpkı toplum, siyaset, kuramlar gibi yeni bir medeniyet dairesine
girmesinden mi kaynaklanıyor?
Üç ana bölümden oluşan
çalışmanın birinci bölümünde, "Avrupa hakkındaki genel kanaatler" başlığı
altında Avrupa algısının olumlu olumsuz yönleriyle şairler tarafından nasıl ele
alındığı anlatılmıştır. Zira yenileşme ve modernleşme döneminden itibaren
Batılılaşma düşüncesine taraftar olan şairlerin yanı sıra karşı çıkan şair ve
aydınların olduğu bir gerçektir. Yazar, Batı medeniyetine olumsuz bakışlar
"alt başlığı altında, Osmanlı Türk modernleşmesinin başlangıcından beri
modernleşme sürecine destek veren şairler olduğu gibi bu sürecin karşısında
olan Şairlerin de bulunduğunu ifade etmektedir. Avrupa hakkındaki olumsuz
düşüncelerin Cumhuriyet şiiriyle devam ettiğini, Cumhuriyet sonrasında daha çok
islami hassasiyetlerle karşı Sıkılan Avrupa'nın Cumhuriyet sonrasında ise
islami hassasiyetler yanında sosyalist dünya görüşünü paylaşan şairler
tarafından da ideolojik olarak eleştirildiğini dile getirir.
"Batı medeniyetine
olumlu bakışlar kısmında Türk şiirinde Batı algısının daha çok olumlu
yönleriyle ele alındığını belirtir. Hatta şiirimizin Batı'ya bu olumlu bakışın
bir sonucu olarak modern bir yapıya büründüğünü ekler. Modern Türk edebiyatının
kurucularından sayılan Namık Kemal'in (1840-1888) Hürriyet Kasidesi" adlı
şiirinde savunduğu idealler, Fransız İhtilalini hazırlayan yazarlardan aldığı
vatan, millet, hürriyet, eşitlik gibi yeni temaları milli kültürle kaynaştırdığını
savunur.
Yine Batı ile hemhal olan
önemli şairlerden biri de Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937). Güler, Mehmet Akif
Ersoy'un Safahatında Avrupa hakkında hem olumsuz hem de olumlu kanaatlerin
olduğunu ifade eder. Orhan Veli Kanık (1914-1950), Melih Cevdet Anday (1915-
2002) şiirlerin de Batı'yı olumlu anlamda ele alan diğer şairlerimizden
bazılarıdır.
"Avrupa ülke ve Şehirleri
kısmında, daha çok mekânlar üzerinden konuyu ele almaktadır. Yazar batılılaşma
hareketinin Şairler den önce Avrupalı Sefirler, sefarethaneler, levantenler,
azınlıklar, misyonerler, mülteciler, Osmanlı Sefirleri ve sefaretnameleri, Avrupalı
Sanatkârlar, mühtediler, Osmanlı sultan ve aydınları gibi birçok farklı kesimle
olan ilişkilerin bunu başlattığını söyleye- biliriz. Daha sonra şiire yansıyan
bu durum, Şināsi'nin Tercüme-i Manzume`si ile birlikte Batılılaşmanın bir
çeviri faaliyeti olarak devam ettiğini ifade eder. Bunun sebebi ise Kanuni'nin
döneminden itibaren süre gelen Fransa ile oluşan diyaloğun yaşanmasındandır. Turan
Güler in modernleşme tarihimizde bizi en fazla etkileyen ülkenin Fransa olduğu
savı, Solnon’un düşünceleriyle paralellik taşır. Nitekim yazarın da ifade ettiği
gibi "Yirmi Sekiz Mehmet Çelebi"nin 1720-21 yıllarında yazdığı
"Fransa Sefaretnamesi Avrupa merkezli ilk gözlem ve tecrübelerin başında
gelmektedir. Yazarın bu bölümde Batı imgesini mekân üzerinden vermesi, mekânın
sadece dışsal düzlemde Şairin algı dünyasında fenomenolojik olarak
alımlanmasını değil, mekândan aldığı öznel duyularla bir süre sonra mekânın
geometrisini de aşarak mekândan farklı bir boyut meydana getirmesidir. Söz
konusu boyut geri kalmışlığın ileri karşısında veya güçsüzün güçlü karşısında
hissettiği imrenme ve hayranlık duygusudur.
Eserin üçüncü bölümü
"Avrupa insanı "başlığını taşımakta olup alt başlıklar halinde
Avrupalılar, gerçek ya da kurmaca isimler, Avrupalı sanatçı ve düşünürler, şair
ve yazarlar, ressamlar ve heykeltraşlar, besteci ve müzisyenler,
düşünürler/aktivistler/filozoflar/vd. şeklinde bir sınıflamaya tabi
tutulmuştur. Yazar bu bölümde, başlarda Osmanlı / Türk aydınları ve halk için
"öteki ve kâfir" olarak tanımlanan Avrupa insanın modernleşme ile
birlikte yeni insan tipi olarak görüldüğünü belirtir.
Hatta ilk yazılan romanlarımızda Batılı insanın, "Alafranga" olarak tipleştirilip eleştirildiğini, Zamanla bu anlayışın değiştiğini etler. Güler Avrupa edebiyatı, kültür ve sanatında önemli yer kaplayan epeyce şahsiyetin olduğunu birçok şairimizin birçok şiirini inceleyerek tespit etmiştir. Baudelaire, Verlaine, Emile Zola, Victor Hugo, Dante, Goethe, Franz Kafka, Shakespeare, Dostoyevski, Tolstoy, Ezra Pound, William Faulkner, Leonardo Da Vinci, Paul Cezanne, Van Gogh, Rafael, Rodin, Chopin, Beethoven, Mozart, Proudhon, Martin Heidegger vb. birçok ismin modern şiirimizde yer aldığını Örnek metinlerle göstermiştir. Bu bölümde dikkati çeken özellikler- den biri, yazarın dizin kısmında gösterdiği gibi Avrupa imgesini en çok kullanan şairlerimizden ikisi Atilla ilhan ve Sezai Karakoç'tur Güler, Atilla İlhan'ın farklı dönemlerde gittiği ve toplam 6 yıl kadar kaldığı Paris'in şairin eserlerine en çok yansıyan unsurlardan biri olduğunu ifade eder. Sezai Karakoç ise hiç gitmediği halde en çok bahseden şairimizdir Avrupa’dan. Karakoç, Batı'yı eleştirip durmuştur.
Burada ifrat ve tefrit
arasında bir denge kurmak asıl gaye olmalıdır. Karakoç gibi toptan ret ya da
kabul değildir. Kendi kültürel
kodlarını yitirmeden Batinin ilmini ve tekniğini almak esas olmalıdır. Güler’in
şiir, dolayısıyla edebiyat penceresinden bizlere göstermek istediği hakikat,
Batı'ya açılımın. Bütün bir modernleşme tarihimizin de panaroması olduğudur.
Nitekim yazar, bu kadar çok Batılı ismin Modern Türk şiirinde zikredilmesinin
tesadüfi olmadığını, şiirimizin yönünü somut ve kesin olarak yönelttiği
istikameti de gösterir.
Turan Güler'in bu
çalışması, yenileşme döneminin başlangıcı sayılan Tanzimat'tan Cumhuriyet
dönemine ve oradan günümüze kadar gelen Türk şiirini yerlilik-millilik,
bireyci- toplumcu, eski-yeni tartışmaları dışında pek de söz edilmeyen önemli
bir yönünü incelemeye çalışmıştır. Şairlerimizin uzak memleketlere, kültürlere
bigâne kalmadığını, Batı'yı savunan Şairler bir yana, en muhafazakâr olarak
nitelenen şairlerin bile zamanın ve zeminin ötesinde dünya insanı olma yolunda
bilip bilmeden bir ilerlemenin de öznesi konumuna geldiğini göstermektedir.
Sonuç
olarak ele alınan, şairlerin art zamanlı sıralamasın dan da anlaşılacağı gibi
yaklaşık iki asırlık bir geçmişe Sahip modern Türk Şiirinin Avrupa ile olan
ilişkisinin de bir özeti niteliğindedir. Burada edebiyatın dolayısıyla şiirin,
Siyasal ve toplumsal gelişmelerin öncü bir aynası olarak karşımızda durduğu da
görülebilmektedir. Yazar, Batılılaşma çabalarını farklı açılardan ele alan
önemli çalışmaları (seyahat- nameler, sefaretnameler, çeviri faaliyetleri vb.)
incelemeye tabi tutarak hem işin evveliyatından bahsetmiş hem de Batinin şehir
ve şahsiyeti bağlamında şiirimizdeki varlığını ortaya koyarak bu alandaki
literatüre bir katkı yapmıştır.
Yazan: Yasin ÂŞIK / Türkolog / Türk Dili ve Edebiyatı
Öğretmeni

Yorumlar
Yorum Gönder